‘’Stupid Cancer’’ Hikayeleri: Bu Kabusun Ötesinde Yaşamak İstiyoruz!

(Stupid Cancer, Amerika’da faaliyet gösteren ve misyonu 15-39 yaş arası kanser tanısı almış genç-yetişkin kişilerin tanı aldıktan sonra yaşadıkları özellikle işlerini kaybetme gibi sorunlardan kaynaklanan izolasyonu sona erdirmeyi hedefleyen bir topluluktur). Morhaf Al Achkar, MD, PhD tarafından İngilizce olarak Stupid Cancer’ın bloğunda yayınlanan bu yazıyı biz de sizler için Türkçe’ye çevirdik.

Morhaf Al Achkar, MD. PhD

Bu seferki kabus, Seattle’da başladı. Yolda yürüyordum ve 3 adam arabadan inip üzerime doğru geldi. Onlara bir gülümsemeyle karşılık verdim ancak benim dostça attığım adım onların bana saldırmasıyla kavgaya dönüştü. Ardından birden doğduğum ülke Suriye’de bulduk kendimizi. 911’i (Acil Servisi)aramaya çalıştım ama parmaklarımı oynatamıyordum.  Sonunda iki arkadaşımla kaldığımız eve kadar bana eşlik edebilecek bir polis buldum. Eve girdiğim anda takip edildiğimizi fark ettim. Adamların araçlarını dışarıya park ettiklerini görebiliyordum. Hızlıca yere doğru eğilip, gizlenmeye çalıştım. Ama artık çok geçti, adamlar kapının önündeydi. Kapı çaldığında, arkadaşlarım onları içeri almıştı. Rüya saklandığım yeri bulan adam ve nefret dolu bakışlarıyla sona erdi.

Bu kabus, geçen son birkaç haftada yaşadığım çaresiz ve güçsüz duygularımı yansıtıyor. COVID-19 döneminde, 4. Evre akciğer kanseri tanısı ile yaşamak çok zor. İş yüküyle patlamak üzere olan bir sağlık sisteminde poliçelerin, tedavi talebimizi reddedebileceğini öğrenmek, beni çaresiz ve korunmasız bırakıyor.  Tek korkan ben değilim. Kenara itilmiş tüm topluluklar benzer bir kabus yaşıyor. Dahil olduğum kanserli hasta grubu ise özellikle savunmasız.

4.Evre akciğer kanseri tanısı almış üç kişiyle daha röportaj yaptım. ‘’Korkuyorum’’ diyor 32 yaşındaki Rose. ‘’Virüs ciğerlerinize saldırıyor. Akciğerlerim zaten kanserle savaşıyor ve risk altında. Bir de zatürre ile uğraşmak büyük bir muharebe olur(du).’’64 yaşındaki Edward, çok endişeli: ‘’Birçok insan ölecek ve ilk gidecek olan bizleriz’. Edward kendini iyice korunmasız hissediyor. ‘’Bu virüs 60 yaşın üzerindeki, diyabet tanılı, kanser ve akciğer kanseri tanısı olanları etkiliyor ve ben dört kategoriye de uyuyorum.’’ 73 yaşında, emekli doktor ve kanser hastası olan Jane, ‘’Virüsü kaparsam, çok büyük olasılıkla beni öldürür’’ diyor.  Üstelik sadece kendisi için endişelenmiyor. Oğlu diyabet tanılı ve gelini de hamile. Hepsi yüksek risk grubunda yer alıyor.

Kanser tanısı almış kişiler olarak içinde bulunduğumuz riskin farkındayız ve hayatta kalmak için elimizden geleni yapıyoruz. Jane kendini izole ediyor: ‘’Yatak odamdayım, çoğu zaman odamdan dışarı çıkmıyorum. Sadece aşağıya inip verandada temiz hava alıyorum.’’ Rose da aynısı yapıyor. ‘’Hiçbir yere gitmiyoruz; 7/24 evdeyiz.’’ Başlangıçta çocuklarının eve virüs taşımasından endişe ediyordu. Şimdi okulların kapanmasıyla, sadece eşi evden çıkıyor. O da Rose’un hastalığı konusunda çok hassas ve kendini işinde izole ediyor.

Kanser tanısı almış kişiler güvende kalmak için ellerinden gelen her şeyi yapsalar dahi başkalarının kendi üzerlerine düşeni yapmadıklarını düşünüyorlar. Rose, “İnsanların bu durumu yeterince ciddiye aldıklarını düşünmüyorum. Birçok insana, okulların ve işlerin kapanması tatil gibi geldi.’’ Edward da korkuyor: ‘’Bazı insanlar hepimizi tehlikeye atıyor.’’ En son ofisine gitmek zorunda kaldığında, iş arkadaşlarının çoğunun orada olduğunu görünce şaşırdığını şöyle anlatıyor: “Resmi olarak kapandığından ofisin boş olacağını düşünmüştüm ancak insanların üçte biri ofiste çalışıyordu.’’

Ayrıca kanser tanısı almış kişiler COVID-19 kaparlarsa, tedaviye erişemeyecekleri için de endişeleniyorlar. Edward bunu şöyle açıklıyor: ‘’ Yeterli solunum cihazı olmayacak. Uzun bir yaşam sürme şansı en yüksek olan insanlara bu cihazları verecekler. Yaşı 60’ın üzerinde bir kanser hastası olarak bu listesinin en alt kısmında yer alacağım.’’ Bakım önceliği hakkında akciğer kanseri grubuyla konuşan Jane de insanların kendilerini ikinci sınıf vatandaş gibi hissettiklerini ve hayatlarının neden daha az değerli sayıldığını merak ettiklerini söylüyor.

Bakımın reddedilme ihtimali varken, başkalarının sorumsuzluğu nedeniyle virüs kapmak,  çok büyük hayal kırıklığı yaratıyor. Edward, ‘’Kızgın ve kırgınım. Ayrıca diğer insanların yapması gerekenleri yapmalarını sağlayamadığım için çaresiz hissediyorum’’ diye açıklıyor duygularını.

Edward, Rose ve Jane bir yandan böyle hissederlerken, diğer yandan ileriye bakıyor ve yaşamlarına devam ediyorlar. Jane iki ay sonra doğacak torununu görmek istiyor. Edward, hayat kalitesinin ‘’mükemmel’’ olduğunu ve şimdi kanser olmadan önce olduğundan daha da mutlu olduğunu söylüyor. Rose bugünlerde zor zamanlardan geçiyor ve ilk röportajımızda gözyaşlarını zor tutuyordu.  Ama son sohbetimizde artık daha iyiydi ve hayattan yeniden keyif almaya başlamıştı.

Toplum olarak kimin tedaviye erişeceğine karar vermek için stratejiler konusunda düşünürken, insanlığımızı unutmayalım. Birbirimize yalnızca birer sayıdan ibaretmişiz gibi davranmayalım. Hepimizin hikayeleri, duyguları, arzuları ve yaşama dair planları var.

Biz de yaşamak istiyoruz.

Morhaf Al Achkar, MD. PhD

Aile Sağlığı Hekimi Washington Üniversitesi, ‘’ Roads to Meaning and Resilience  with Cancer’’ Kanserle Anlam ve Dayanıklılığa Giden Yollar kitabı yazarı.

Bir Yorum Yazın