Robert College Topluma Hizmet Programı kapsamında iki yıldır liseli gönüllülerimiz, Okmeydanı Hastanesi Çocuk Onkoloji ve Çocuk Hematoloji Onkoloji servislerinde tedavi gören genç ve çocuklarımızla bir araya geliyor. Eğitim dönemi boyunca her haftasonu  servislerde en az iki saati birlikte  geçiren gençler, tedavi gören çocuklarla oyun oynayıp, onlara ve ailelere destek oluyor. Gerek hastanedeki uzmanlar gerekse eğitimciler, bu buluşmaların her iki tarafta da pek çok olumlu etki yarattığını belirtiyor. Çocuklar da aynı fikirde:) İşte Mayıs sonunda 2016-1017 eğitim dönemi programımızı da tamamladık.  Gönüllü öğrencilerimizden Irmak Dönmez’in programa ve kendi deneyimlerine ilişkin notları tüm senenin çok güzel bir özeti. Program sorumlumuz sevgili Defne Erçelen ve Irmak Dönmez başta olmak üzere tüm gönüllü gençlerimize teşekkür ediyoruz. Seneye buluşmak üzere.

“TEK BİR DOKUNUŞ VE DEĞİŞİM”

Irmak Dönmez

CIP projesini yapmadan önceki ben ve şu anki ben arasında ne gibi farklar var? Geçmişe dönüp baktığımda ilk günlerdeki endişeli ve stresli durumum aklıma geliyor. Zor şartlar altındaki kanserli çocuklara nasıl davranacağımı ve onlarla nasıl vakit geçireceğimi düşünür dururdum. Ta ki hastanede geçireceğim ilk güne kadar kafamdaki olumsuz düşüncelerle boğuştum durdum. Hayalimde, çocuklar bana soru sorunca boş gözler, sessiz bir tavırla onların gözlerinin içlerine bakmak dışında elimden bir şey yapmak gelmiyordu. Hastanenin ilk gününe kadar hep zannettim ki o çocuklar hasta oldukları için kendilerini çok çaresiz, mutsuz hissediyor ve onların bu durumunu düzeltmek de çok zor. Buna rağmen, şimdi, bu çocuklarla 7 ay geçirdikten sonra, onların bizler gibi mutlu, çocuk ruhlu, duygulu, canlı bir çocukluk geçirme fırsatlarının olduğunu ve benim de bu fırsatları onlara sağlayabilecek o milyonlarca insandan bir tanesi olarak değer kazandığımı anladım. Onlarla vakit geçirmek benim için çok keyifliydi ve kendimi geliştirmenin yanında çocuklara yardımcı olabildiğim, onları mutlu edebildiğim için çok memnunum.

Onlarca çocuğa dokunabildiğim, onlara umut ve pozitif enerji aşılayabildiğim için kendimle gurur duyuyorum. Belki de her hastanın üzerinde teker teker görülebilecek değişiklikler yaratamadım ama hastane ortamını neşelendirme, ona renk katma açısından başarılı olduğumu düşünüyorum. Oyun odaları çocuk sesleriyle çınlarken duvarlar da sanat eserleriyle dolup taştı benim ve CIP’deki diğer arkadaşlarımın sayesinde. Bu dokunuşların üzerinde en etkili olduğu örneklerden bir tanesi de Rüya adındaki hastaneye yeni gelen bir çocuk. Kendisi hastaneye yeni geldiğinde hiçbirimizi yanında istemiyordu ve bizi kan almak için bekleyen hemşireler, doktorlar zannediyordu. Belli ki canı çok acıyordu ve hastanedeki ortama henüz alışamamıştı. Ben onun değişeceğini hiç beklemezken hastaneye gittiğim son hafta arkadaşlardan onun değiştiğini ve artık bizimle oynamaya başladığını öğrendim. İşte bu küçük dokunuşlar CIP’nin insanlar üzerinde çok büyük değişiklikler yaratabildiğini gösteriyor.

Hastane ve hastalar üzerinde bu değişimleri yaratırken birçok zorlukla karşılaştık. Mesela çocuklara ellerindeki teknolojik aletleri bıraktırıp bizimle oynamaya teşvik etmek benim için epey zordu. İlk zamanlar çocukların odalarına girip onlara oyun oynayıp oynamamak isteyip istemediklerini soramıyordum çekingenliğimden ötürü. Şimdi ise bırakın çocukları oyun oynamaya davet etmeyi, Türkçe bilmeyen hastalarla bile beden dili yardımıyla anlaşabiliyorum.

 Topluma yardım ederken kendimi birçok açıdan da geliştirme fırsatı edindim bu proje sayesinde. İletişim, zamanlama ve algı gibi farklı alanlarda kendimi geliştirdim. Çok dakik bir insan olmadığım halde hastaneye her hafta saatinde ve hatta erken gitmeye özen gösterdim. Hastanede beni bekleyen o çocukları bekletmek ve hayal kırıklığına uğratmak istememem bunu sağlamıştı. Aynı zamanda RC dışında çok farklı insanların ve yaşamların olduğunu gördüm. Bu insanlardan da öğrenebileceğim birçok şey olduğunu anladım. Örneğin Emre adındaki bir genç 15 yaşında olup son senelerini hastanede geçirmek zorunda kalmış olsa da çok farklı dönemlerden geçmiş ve birçok şey görmüş geçirmişti. O çok iyi gözlem yapar, arada da şikayet ederdi çocuk gibi muamele gördüğü için. Emre bana ön yargılarımızın önümüzdeki fırsatları yok edip emeklerimizi boşa çıkarabileceğini öğretti. En büyük eksikliğim de insanlarla etkili iletişim kuramamaktı. Çocuklarla yapabileceğim birçok yaratıcı etkinlik fikrim olsa da bu fikirleri sunma şeklimden ötürü çocukları kimi zaman benimle vakit geçirmeye ikna edemiyordum. Bu CIP süresince sağlıklı iletişim kurma ve ikna kabiliyetim üzerinde çalıştım ve umarım bu özelliğim zamanla daha da çok gelişecek. Sonuç olarak Kanser Savaşçıları CIP’si bana, çocuklara ve ben çocuklarıyla ilgilenirken bir iki saat kendilerine vakit ayırmaya fırsat bulan annelere çok katkı sağladı.

CIP’nin birçok olumlu etkisinin olduğu şüphesiz. Peki bu projenin geliştirilmesi gereken yönleri var mıydı? Tabii ki de her şeyde de olduğu gibi de bu projenin de bir sonraki senelerde iyileştirilebilecek olan eksikleri vardı. Örneğin bazen hastaneye gittiğimizde ne Onkoloji’de ne de Hematoloji’de çocuk oluyordu ve biz de boşu boşuna o kadar yol kat etmiş olmanın verdiği üzüntüyle eve geri dönüyorduk. Bunu önlemek için gelecek senelerde her hafta liderlerimiz hastanedeki ilgili bölümleri arayıp çocukların oyun oynayabilecek durumda olup olmadığını sorabilir. Bir de bu CIP’nin daha küçük yaşlardaki çocuklara odaklanmış olması da yanlış bence çünkü hastanedeki bizim yaşlarımızdaki gençlerin de sohbetlere ve desteğe ihtiyacı var. Emre gibi daha büyük yaşlardaki çocuklarla vakit geçirmek için tek ihtiyacımız olan şey ise cesaret. Buna ek olarak da CIP’nin başında ergenlik çağındaki hastalarla nasıl iletişim kurup neler yapabileceğimiz hakkında bir eğitim ve bunu takip eden bir fikir paylaşımı faydalı olabilir.

Bu CIP sayesinde daha fazlasını almak için daha fazlasını vermem gerektiğini anladım. Yani CIP’nin amacı diğerlerine yardımcı olabilmek iken ben bu sayede kendime de birçok açıdan katkıda bulunmuş oldum. Daha da önemlisi çocuklarla konuşup vakit geçirirken hissettiğim duygular ve onlara yardım etme arzusu onlarla benim aramda çok sağlam bağlar kurdu. Gelecekte ise her fırsatta toplumdaki diğer insanlara faydalı olmak için çabalayacağım. Biliyorum ki başarıya ulaşmak için kat edeceğim yollarda farklı insanlarla karşılaşacağım. Bu yüzden de her insanı eşit görmeye ve ön yargılarımdan arınmış bir şekilde çevremdekilere yardımcı olmaya çalışmanın benim ve gelecekte bulunacağım toplumlar için ne kadar önemli olduğunu farkındayım. Herkesin farkında olması gereken bir gerçek daha vardır: ‘‘Her insan toplumdaki insanlar üzerinde küçük dokunuşlar yapabilme hakkına ve sorumluluğuna sahiptir.’’