Hastalık bedenlerinden tamamen gitse bile, bu zorlu deneyimi geride bırakanların hemen hepsi bir konuda hemfikir: “Bir kere kanser tanısı aldınız mı, artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.” Başta olumsuz gibi gelse de aslında bu cümlenin kanser savaşçıları için daha çok olumlu açılımları var: Güç bir mücadelenin sonunda kazanılan galibiyet, bedenle barışma ve daha sağlıklı bir yaşama başlangıç gibi… Zira, hastalığı geride bırakanlar çoğunlukla yaşama artık daha olumlu bir pencereden bakmaya, egzersiz yapmaya, sağlıklı beslenmeye başlıyor. Tedaviye başladığınız şu günlerde bu hedefler çok uzak görünse de unutmayın ki en zorlu yolculuklar bile ilk adımla başlar. Bu süreçte ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda aşağıdaki konularda bilgi ve öneri bulabilirsiniz.

“İşin enteresan tarafı, ben kel halimi çok benimsediğim için kendimi hiç hasta ya da kanserli gibi hissetmedim. Kemoterapi ve radyoterapiye giderken, takma kirpiklerim ve full makyajımla gittiğim için oradaki diğer hastalar ve kişiler, imaj yaptığımı sanıp anlamsız gözlerle bakıyorlardı. Ama şunun için çok mutluyum ki artık canından bezmiş, tedaviden yorulmuş tedaviyi bırakan birçok hasta, beni görüp tekrar tedaviye başladı ve yaşama sarıldı.”
Arzu – Kanser Savaşçısı

Tanının ardından aynaya baktığınızda, gördüğünüz yansıma aynı olsa bile siz artık kendinizi “eskisi gibi” görmüyor olabilirsiniz. Arzu’dan farklı olarak kanser tanısı alan pek çok kişi vücutlarında herhangi bir değişiklik olmasa dahi fiziksel görünümlerinden artık memnun olmadıklarını söylüyor. Ama uzmanların da belirttiği gibi kendini, her haliyle olduğu gibi benimseyen kişiler, fiziksel görünümleriyle de çok daha kolay barışabiliyor. Arzu bu açıdan önemli bir örnek. Diğer taraftan kemoterapi sırasında saçları dökülen, çok zayıflayan ya da kilo alan veya protez kullanmak zorunda kalan hastaların çoğu kalabalık ortamlara girdiğinde herkesin onlara baktığını düşünüyor ve içine kapanıyor. Fiziksel görünümle ilgili bu tür endişeler, hastalığın en sık görülen etkileri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bu süreçte kişilerin vücut fonksiyonları ya da dış görünümleriyle ilgili endişe duyması çok doğal.

İşte tam da bu nedenle kanser tanısının, yaşamın tüm alanlarına temas ettiği ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak insanları etkilediği söyleniyor. Hastalık, fiziksel olarak tedavi edilse bile kişilerin tam anlamıyla sağlığına kavuşması için psikolojik ve sosyal etkilerinin de göz önüne alınması hayati önem taşıyor. Zira hastalığın kendisinden ya da tedaviden kaynaklanan fiziksel değişimler bazen çok yıpratıcı olabiliyor. Ama bedeninizde ne tür değişimler olacağını endişeyle beklemek yerine uzmanların önerdiği başka bir yol daha var: Hastalığın ve tedavinin bedeninizi, fiziksel görünümünüzü nasıl etkileyebileceği konusunda önceden bilgi sahibi olarak kendinizi bu sürece hazırlayabilirsiniz.

Ayrıca, fiziksel görünümünüzün ne şekilde değişebileceğini öğrendiğinizde, durumun psikolojinize ve dış görünüşünüze etkilerini en aza indirmenin yollarını da araştırabilirsiniz. Psikolojik destek almak ya da cildinizin sarılığını kapatmak için uygulayabileceğiniz makyaj yöntemleri gibi.

Bedeninizde karşılaşabileceğiniz değişimler, hastalığın kendisinden ya da cerrahi operasyon, kemoterapi, radyoterapi gibi tedavi yöntemlerinden kaynaklanabilir. Bazıları dış görünüşünüzü etkilerken, bazıları da vücut fonksiyonlarınızla ilgili olabilir. Genel kanı, sadece bu tür değişimleri yaşayan hastaların fiziksel görünümle ilgili endişelendikleri yönündedir. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tanı alan pek çok kişi, bedeninde hiç bir farklılık olmasa bile başkalarının onları artık “eskisi gibi” görmediğini düşünüyor. Uzman psikolog Aslıhan Kurt da insanın kendini güvende hissetmediği ve gelecekle ilgili kaygılı olduğu dönemlerdeki hislerinin, dış görünümüyle ilgili endişeleri de tetikleyebileceğini söylüyor: “Böyle zamanlarda aile ve arkadaşların desteği çok önemli. Kişinin hissettiklerini hafife almadan, onları dinleyebilirler ve birlikte bir çözüm bulabilirler. Bu durumu hafife almamak gerçekten önemli çünkü bu da hastalıkla mücadelenin bir parçası aslında.”

Bu konuyla ilgili bir diğer önyargı ise fiziksel görünümle ilgili endişelerin sadece kadınlarda görüldüğüne ilişkin. Gerçekte bedensel değişimler, kadınlar kadar erkekleri de etkileyebiliyor. Örneğin, kilo kaybetmeye ya da şişmanlamaya bağlı olarak hastaların kasları zayıflayabiliyor veya hormonal değişiklikler sebebiyle cinsel işlev bozuklukları baş gösterebiliyor.

Bu tür farklılıklar, erkeklerin kendilerini daha az çekici ya da zayıf hissetmelerine yol açabildiği gibi hastalıktan ötürü kişi ailesini eskisi gibi koruyamayacağını düşünüyor. Üst satırlarda da vurguladığımız gibi başta tanı alan kişi olmak üzere aile ve yakınların bu tür endişelerin doğal olduğunu ve hastalar arasında yaygın biçimde görüldüğünü bilmeleri çok önemli. Üstelik, bu değişimlerin pek çoğu hastalığa bağlı ve geçici. Diğer taraftan bedeninizde ne tür değişiklikler olursa olsun, siz aileniz ve yakınlarınız için hâlâ aynı insansınız.

Üstelik son yıllarda bu alanda hastaların kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olacak pek çok gelişme kaydedildi. Kilo kaybı ya da cinsel işlev bozuklukları için çok etkili ilaç ya da besin destekleri, ilk akla gelen örnekler. Artık her kemoterapi ilacı da saçlara zarar vermiyor. Ya da meme implantı için 20 yıl öncesine göre bugün çok daha fazla seçenek bulunuyor. Ayrıca değişen cilt rengini hiç belli etmeyecek güçlü kapatıcılar, bir kadını aynadaki görüntüsünden mutlu edecek birçok aksesuar ve tekstil ürünleri var.

Fiziksel görünümünüzü etkileyebilecek değişiklerden bazıları şöyle sıralanabilir;

1- Cerrahi operasyonda kaynaklanan yaralar,

2- Bedeninizdeki bazı bölgelerde his kaybı (meme implatının takılmasından sonra olduğu gibi.),

3- Lenfödem (Lenfatik sıvının hücreler arası dokuda birikerek, sıklıkla kollarda veya bacaklarda bazen bedenin diğer bölgelerinde şişkinliklere neden olması.),

4- Kilo alma ya kaybetme,

5- Saç kaybı,

6- Yorgunluk ve bitkinlik,

7- Fiziksel bakımdan kendini yetersiz ve zayıf ve hissetme ya da daha önceleri yapmaktan keyif aldığınız faaliyetlere katılamama,

8- Cinsel işlev bozuklukları ya da cinsel isteksizlik (Cinsel sorunlarla başa çıkmak başlıklı sayfada daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.),

9- Üreme organlarıyla ilgili değişiklikler, kısırlık ya da erken menopoz,

Elbette bu süreçte karşılaşılan değişimlerin hepsi olumsuz olarak değerlendirilmemeli. Tanı alan kişilerin bir kısmı bedenlerinde olumlu değişimlerin de olduğunu söylüyor. Örneğin, vücutlarının ne kadar dirençli olduğunu keşfettiklerini ya da şişmanlık, fiziksel görünüm gibi daha önceden önemsedikleri konuların aslında çok anlamsız olduğunu fark ettiklerini belirten birçok kişi de var.

Altta sıraladığımız öneriler, hastalık ve tedavilere bağlı olarak bedeninizdeki değişikliklerle ilgili endişeleriniz konusunda size yardımcı olabilir. Unutmayın ki, bu durumla ilgili endişeleriniz ve olumsuz hisleriniz çok doğal. Tanı alan hemen her kişi benzeri endişeleri yaşıyor. Endişelerinizle baş etmek ve yeni görünümünüze alışmak için kendinize zaman tanıyın.

Bu konudaki endişeleriniz nedeniyle fazlasıyla huzursuz hissediyorsanız psikolojik destek almaktan çekinmeyin.

Hastalıktan sonra dış görünüşlerinde değişiklik hisseden diğer kişilerle konuşun ve önerilerini paylaşın.

Fiziksel görünümünüzle ilgili yapılacak yorumlar ya da sorulabilecek sorulara hazırlıklı olun ve bu tür durumlardaki tutumunuzun ne olacağıyla ilgili alıştırmalar yapın.

Görünüşünüzle ilgili olumsuz yorumları kişiselleştirmeyin. Unutmayın ki insanlar böyle yorumları sizi kırmak amacıyla yapmıyor. İnsanlar çoğunlukla tanı alan bir kişiyle nasıl konuşmaları gerektiği konusunda huzursuz hisseder ve ne diyeceklerini şaşırır.

Aynadaki görüntünüz değişse ya da siz böyle hissediyor olsanız bile içinizde “aynı insan” olduğunuzu hatırlayın. Kişiliğiniz, yetenekleriniz ya da ilgi alanlarınız değişmiyor.

Kendinizi daha iyi hissediyorsanız, farklı makyaj teknikleri, peruklar ya da değişik aksesuarlar denemekten kaçınmayın.

Beslenme ve uyku kalitenize özen gösterin. Yapabileceğiniz egzersizlerle ilgili doktorunuzun görüşünü sorun.

Tanı öncesinde yaptığınız sporu ya da diğer faaliyetlere artık uygun değilse ilginizi çekebilecek başka alternatifler bulmaya çalışın. Fiziksel yeteneklerinizle ilgili yeni bir şeyler öğrenmek bedeninizle yeniden barışmak için size yardımcı olacaktır.

Fiziksel endişelerinizle ilgili size destek verebilecek bir uzman konusunda sağlık ekibinizden yardım isteyin.

Bu konudaki endişeleriniz nedeniyle fazlasıyla huzursuz hissediyorsanız psikolojik destek almaktan çekinmeyin.

“Tedavi sırasında özellikle kemoterapi seanslarından sonra mide bulantısı, yorgunluk, saç dökülmesi gibi pek çok güçlükle karşılaştığım oldu. Ama hepsinin bir gün sona ereceği inancı, her şeyden daha baskındı. Sonuçta tüm güçlükler geride kaldı.”

Mustafa – lenfoma tanısı aldı. Eşiyle birlikte mücadele etti.

Tanının getirdiği strese karşılaşılacak yan etkiler de eklenir. Bu tedirginliğin sebebi hastalığın yan etkilerinin azaltılamayacağı inancından kaynaklanır, bu doğru değil. En iyi bilinen tedavilerde karşılaşılabilecek yan etkileri önlemek adına birçok ilerleme kaydedildi.

Yan etkiler tanı alan bireylere ve sağlık durumlarına göre çok farklılık gösterebilir.

Yan etkileri yönetebilmek önemlidir; çünkü moralinizi ne kadar yüksek tutarsanız onkoloğunuzun planladığı ölçülerde tedavinizi tamamlayabilir, böylece en etkili oranda olumlu neticeleri alabilirsiniz. Etkilerin sebeplerini öğrenmek hastalıkla başa çıkabilme konusunda yardımcı olabilir.

Yan etkiler farklı çeşitlerde meydana çıkabilir. Öncelikle, bütün hastalar aynı yan etkiyle karşılaşmazlar. Bir arkadaşınızın tedavi sonrası yaşadığı etkiyi sizin de tecrübe edecek olmanızın garantisi yoktur. Yan etkilere maruz kalıp kalmayacağınız yaşınız, genel sağlık durumunuz, kanser türü ve tedavi planınız ile doğru orantılıdır.

Bazı yan etkiler en düşük düzeyde güçlük veya rahatsızlık yaratırken, bazıları daha yoğun bir üzüntü ve/veya ruhsal sıkıntı kaynağı olur. Bazen ciddi bir yan etkiye hızlı şekilde tıbbi müdahalede bulunmak gerekebilir. Tedavi kaynaklı oluşan yan etkilerin birçoğunun sıkıntısı ciddi boyutlara ulaşmadan hafifletmenin çeşitli yolları mevcuttur. Ayrıca, yan etkilere bağlı gelişen semptomlarda ne zaman doktorunuza haber vermeniz gerektiği de önem taşır.

Yan etkilerin ortaya çıktığı döneme dikkat etmenizde fayda var. Tedavi sırasında ortaya çıkanlar kısa süreli (akut) yan etkiler olarak adlandırılır. Kısa süreli etkiler genellikle tedavi bitince ortadan kalkar. Bunun aksine, uzun süreli etkiler tedavi sona erdikten belki aylar, yıllar sonra tamamen ortadan kalkmayabilir. Üçüncü tip etkiler, gecikmiş etkilerdir. Kısa ya da uzun süreli yan etkilere nazaran daha az rastlanır. Gecikmiş etkiler tedavi sırasında ortaya çıkmaz, aksine tedavi bittikten en az altı ay sonra kendisini belli eder.

Yan etkilerin değişiklik göstermesinde kanser tedavisinin türü (operasyon, radyasyon tedavisi, kemoterapi, hormon tedavisi veya özel amaçlı tedaviler) büyük rol oynar. Farklı türde birçok tedavi sürecinden geçilirse farklı yan etkilere maruz kalma ihtimali de o kadar yüksek olur.

Onkoloji uzmanınız savaştığınız kanser türüne göre uygulanabilecek tedavi olasılıklarını anlatacaktır. Bu olasılıklara göre doktorunuza yan etkiler konusunda mümkün olduğunca fazla soru sormaktan ve detayları öğrenmekten çekinmeyin.

“Kemoterapiye başladığım ilk günlerde hiçbir yan etkiyle karşılaşmadım. Ama ilerleyen zamanlarda bazen yataktan kalkamaz hale gelir oldum. Hele mide bulantısı ve ağzımdaki o ekşi tat hiç bitmeyecek sanıyordum.”

Janset – Hodgkin lenfoma tanısının ardından yoğun tedavi süreci geldi. En çok saçları döküldüğünde üzülmüştü ama şimdi hem saçlarına hem de sağlığına kavuştu.

Kemoterapi, kanserli hücrelerin vücuttan atılabilmesi için çok güçlü ilaçların kullanılabilmesine imkan veren tedavidir. Bu ilaçlar aynı zamanda yan etki yaratabilecek sağlıklı hücrelere de zarar verebilir. En çok etkilenen hücreler, kemik iliği içinde yer alan kan yapıcı hücreler, kıl kökleri, ağız içini kaplayan hücreler ve sindirim sistemidir. Kemoterapiye bağlı yan etkilerin çoğunluğu kısa vadelidir. Düşünce, hatırlama ve idrak etmeyle ilgili olan ve “kemo-kafası” olarak bilinen problemler uzun vadeli etkiler olarak sayılabilir. Bazı kemoterapi ilaçları ise gecikmiş etkiler olarak karşımıza çıkabilir.

Tedavi öncesi

Tedaviden önce sizin fiziksel durumunuzu kontrol edecek ve evraklarınızı gözden geçirecek bir onkoloji uzmanıyla karşılaşacaksınız. Daha sonra size özel bir tedavi programı planlayarak belli bir süre için uygulayacağınız aşamaları belirleyeceksiniz. Doktorunuz kemoterapinin potansiyel risk ve faydalarını mutlaka sizinle paylaşacaktır.

Kemoterapi almaya karar verdiyseniz yazılı bir izin formunu (bilgilendirilmiş rıza) imzalamanız istenecek ve ayrıca tedavinizi planlamak için yapılacak testlerden geçeceksiniz. Bilgilendirilmiş rıza formu kemoterapiye başlamak istediğinizi belirterek tedavi seçenekleri hakkında size bilgi verildiğini gösteren formdur. İmzaladığınız bu belge aynı zamanda alacağınız bu tedavinin amaçlanan sonuçlara ulaşabilmek adına garanti vermediği bilgisini de içermektedir.

Bu arada, kemoterapinin etkili olabilmesi için tedavi günü yiyebileceğiniz ve içebileceğiniz gıda ile ilgili bilgi alacaksınız. Doktorunuza reçeteli/reçetesiz kullandığınız ilaç tedavilerinizi veya kullandığınız tamamlayıcı ürünlerinizi açıklayınız. Unutmayınız ki bu esnada aklınıza gelen ya da not aldığınız soruları da sorabilirsiniz. Aklınıza takılan konu ve soruları önceden yazarak bir liste çıkarabilirsiniz.

Sağlığınıza etki edebilecek kemoterapi yan etkileri hakkında doktorunuzun önereceği aşağıdaki hazırlıkları uygulayabilirsiniz.

Ağız sağlığı: Kemoterapi ağızda yaralar oluşturabilir ve vücudunuzun enfeksiyonlara karşı direncini düşürebilir. Bu yüzden, kemoterapi öncesi genel bir diş muayenesi ve temizliği yaptırmanız tavsiye edilir.

Kalp sağlığı: Bazı kemoterapi çeşitleri kalp sağlığına etki edebilir. Tedaviye başlamadan önce kalp sağlığınızı kontrol etmeniz ve ölçümlemeniz tavsiye edilmektedir. Echo testi yaptırabileceğiniz testlerin başında geliyor.

Üreme sağlığı: Bazı kemoterapi türleri doğurganlığı etkileyebilir, bu yüzden erkekler ve kadınların tedaviye başlamadan önce doğurganlık konusunda önlem almaları gerekmektedir. Konuyla ilgili “Bebek Geliyor” bölümümüzde ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Saçlar: Saç dökülmesi (bölgesel ya da tamamen) kemoterapi alan birçok kişiyi etkileyen bir etkidir. Bu yan etkiyle ne zaman karşılaşabileceğinizi onkoloji uzmanınıza danışınız. Bu durumda tedavinize başlarken ya da başlamadan önce herhangi bir peruk, bandana ya da şapka kullanmak isteyebilirsiniz.

Tedavi günü size destek olabilecek bir yakınınız ya da arkadaşınızla gelerek, onkoloji ekibinin size önerdiği bilgileri anımsatmasını rica edebilirsiniz.

Ayrıca tedavi süresince mümkün olduğu ölçüde rahat etmenizi sağlamak amacıyla yanınızda MP3 Player, DVD, kitap ya da battaniye getirebilirsiniz.

Eğer en fazla uygulanan metodlardan birisi olan kemoterapi ilaçlarını enjeksiyon yoluyla damardan alıyorsanız:

  • Kemoterapinizi gerçekleştirecek hemşire ve/veya diğer sağlık ekibiyle tanışacaksınız,
  • Sağlığınızla ilgili hayati önem taşıyan (tansiyon, nabız, solunum ve vücut ısısı) konularda muayene olacaksınız,
  • Hangi dozda kemoterapi alacağınızı belirlemek için boyunuz ve kilonuz ölçülecek,
  • IV Kateter ile koldan iğneyle takılacak,
  • Kan örneği vereceksiniz.

Test sonuçlarını değerlendirecek olan onkoloji uzmanınızla sağlık ekibiniz her tedavi öncesinde durum analizi yaparak kemoterapi için uygun olup olmadığınız belirleyecek.

Damar yoluyla verilen ilaçlar için her seansta önce damar yolu açma ihtiyacını ortadan kaldırmak amacıyla tedaviye başlamadan önce çoğunlukla küçük bir cerrahi operasyonla kalbe giden ana toplardamara ince bir tüp (kateter) yerleştirilir. Kateterin diğer ucu içine ilaçların enjekte edilebildiği bir porta (hazne) bağlanır. Böylece porta enjekte edilen ilaçlar kateter boyunca ilerleyerek direkt kan akımına karışır.

Genellikle her bir kemoterapi seansında iki grup ilaç almanız gerekecektir. Önce mide bulantısı, anksiyete ya da muhtemel alerjik reaksiyonlar gibi kemoterapi ilaçlarının neden olacağı yan etkileri önlemek amacıyla verilecek ilaçlar ve ardından kemoterapi ilaçları.

İlaçlarınızı ağızdan ya da topikal (lokal bir bölgeye krem gibi sürülmesi) yolla kullanacaksanız, tedavinize evde kolaylıkla devam edebilirsiniz. Sağlık uzmanları, bu ilaçları hangi dozlarda ve ne kadar sıklıkla alacağınız ve uygulayacağınız konusunda size bilgi verecektir. Böyle durumlarda beklenen yan etkileri ve hangi şartlarda doktorunuzu aramanız gerektiğini sormayı unutmayın. Ayrıca bu konuda eczacı da size yardımcı olacaktır.

Kemoterapi seansı sonunda damar içi kateteriniz çıkarılacak (Damaryolu için takılan port ise tüm tedavi boyunca takılı kalır.) ve tansiyon, nabız gibi yaşamsal belirtileriniz kontrol edilecektir.

Onkoloğunuz ve/veya hemşireniz kemoterapi seansları boyunca karşılaşabileceğiniz yan etkilerle ilgili mutlaka size bilgi verecektir. Ayrıca bu tür rahatsızlıklara karşı kullanabileceğiniz ilaçlar ve söz konusu durumlarda başvurabileceğiniz yöntemler konusunda da yine sağlık uzmanlarından bilgi alabilirsiniz. İşte bu süreci daha kolay atlatmanızı sağlayacak bazı öneriler:

  • Bağışıklık sisteminiz zayıflayacağı için kalabalıklardan ve çocuklardan uzak durmaya çalışın,
  • Bedeninizin ilaçlardan arınmasını kolaylaştırması için her seanstan sonraki 48 saatte bol sıvı tüketin,
  • Kemoterapide alınan kimyasallar, genellikle her seans sonrasında 48 saat boyunca vücutta kalır. Özellikle bu süreçte idrar, burun akıntısı gibi vücut salgıları konusunda dikkatli olmanızda fayda var. Örneğin, tuvalet sonrası sifonu iki kez çekerek, aile üyelerini hâlâ kemoterapi ajanları ihtiva eden salgılardan koruyabilirsiniz,
  • Merkez ya da klinikten ayrılmadan önce gerekli durumlarda doktorunuza ya da bir sağlık uzmanına ulaşmak için gerekli iletişim bilgilerini almayı unutmayın,
  • Ayrıca tedavi günlerinde neler yapabileceğinizi, ne tür aktivitelerin tedavinize faydalı olabileceğini de yine uzmanınıza danışabilirsiniz.